düşmek (دوشمك)
kelime https://kelime.com/arama/düşmek
OS / REDHOUSE TURKISH AND ENGLISH LEXICON-1890 Redhouse, J. W. (1890).Düşmek.Redhouse Turkish And English Lexicon. https://kelime.com/kelime/d%C3%BC%C5%9Fmek/63335405101dea5b8e0e6fe4-000000000000000000000000/os/tumu/red Redhouse, J. M."Düşmek." Redhouse Turkish And English Lexicon, 1890, kelime.com, https://kelime.com/kelime/d%C3%BC%C5%9Fmek/63335405101dea5b8e0e6fe4-000000000000000000000000/os/tumu/red Redhouse, J. W."Düşmek." Redhouse Turkish And English Lexicon, İstanbul, 1890. Kelime.com. https://kelime.com/kelime/d%C3%BC%C5%9Fmek/63335405101dea5b8e0e6fe4-000000000000000000000000/os/tumu/red

v. i. 1. To fall, to go down, to become prostrate. 2. To drop, throw one’s self down. 3. To decline in wealth, power, and the like. 4. To become, to pass into a new state or condition. 5. To fall into any dangerous or disagreeable thing or condition. 6. To come to pass, to happen. 7. To pass or be transferred by lot, chance, inheritance or otherwise. 8. To beseem, to befit. 9. To betake one’s self to. 10. To fall upon, as an attack.

Diğer Diller

os: دوشمك

Çekim ve Türev
(Osmanlıca) Diğer Madde Başlıklarında (2)
düşmek (دوشمك)
kelime https://kelime.com/arama/düşmek
OS / KAMUSİ TÜRKİ-1901

fl. 1. Yukarıdan aşağıya birden bire ve bilâ ihtiyar inmek, sukût etmek: damdan bir kiremit düştü; pencereden bir şey düştü. 2. Yukarıdan inmek, hübût, nüzûl etmek: pencereden yere düştü. 3. Yürürken yâhut dururken yıkılıp yere yatmak: düşüp kolunu incitti; hayvandan düştü: az kaldı düşüyordum; çocuğa bakın, düşmesin. 4. Yıkılmak, devrilmek, münhedim olmak: bahçe duvarının bir tarafı düştü: bu ağaç bir gün düşecektir. 5. Yağmak: bu gece iyi yağmur düştü: dağlara kar düşmüş olmalıdır. 6. Kıymetçe aşağılamak, tedennî etmek, ucuzlamak, kıymeti olmamak: zahire çok düştü: piyasa gittikçe düşüyor. 7. Derece ve miktarı yâhut şiddeti azalmak, hafiflemek, tenezzül etmek: sıcak, soğuk, rüzgâr düştü: sıtma daha düşmedi: hiddeti düşünce haksızlığını anladı. 8. Kuvveti zâil olup zayıflamak, kuvvetten düşmek: zavallı kadın o kadar ihtiyar değilse de çektiği acılardan çok düştü; artık bu son zamanda çok hasta düştü. 9. Servet ve itibârını kaybedip fakir olmak: düşmüş bir âileye mensuptur; mukaddemâ pek muteber bir tâcir iken ziyâna uğrayıp düştü. 10. Uğramak, musâb olmak, tutulmak: belâya düştüm: el ağzına düştüm. 11. Tesâdüf etmek, vâkiʻ olmak, vuku bulmak, zuhûr etmek: gün düşer ki çok alış veriş olur: bazen öyle düşer: işim düşerse gelirim: oradan yolunuz düşerse bize uğrayın: köy yolun sağına düşer. 12. Uymak, yakışmak, ait ve münâsip olmak: söylemek bana düşmez ama söyleyeceğim; benim aleyhimde konuşmak size düşer mi? Öyle demek düşer. 13. Katılmak: kervânın önüne, arkasına, peşine düştü; önümüze düştü; yola düştük. 14. Sığınmak, ilticâ ve dehâlet etmek: ocağına, eteğine, ayağına düştü.

Osmanlıca Tüm Çekim ve Benzerlerde Arama (-)

Daha fazla sonuç göster
Osmanlıca Tüm Madde Anlamlarında Arama (-)

Daha fazla sonuç göster
MİSAFİR KULLANICI
  • 10 Sözlük İçinde Arama
  • 3 Kelime Günlük Sorgu
  • 2 Hassas Arama Sonucu
  • 2 Benzerlerde Arama Sonucu
  • 2 Anlamlar İçerisinde bulma
  • 2 Metinler İçerisinde bulma
  • 500 Karakter Günlük Çeviri
  • 2 Kelime Günlük Çözümle
  • Kelime Özellikleri Yok
  • Kelime Kökeni Yok
  • Gelişmiş Filtre Yok
  • Reklam Gösterimi
ÜCRETSİZ KAYDOL
  • 25 Sözlük İçinde Arama
  • 5 Kelime Günlük Sorgu
  • 4 Hassas Arama Sonucu
  • 4 Benzerlerde Arama Sonucu
  • 4 Anlamlar İçerisinde bulma
  • 4 Metinler İçerisinde bulma
  • 1000 Karakter Günlük Çeviri
  • 3 Kelime Günlük Çözümle
  • Kelime Özellikleri Var
  • Kelime Kökeni Var
  • Gelişmiş Filtre Var
  • Reklam Gösterimi Yok
ABONE KURUMLAR
  • 50 Sözlük İçinde Arama
  • 250 Kelime Günlük Sorgu
  • Sınırsız Arama
  • Sınırsız Benzerlerde Arama
  • Sınırsız İçerisinde bulma
  • Sınırsız Metinlerde bulma
  • 10000 Karakter Günlük Çeviri
  • 100 Kelime Günlük Çözümle
  • Kelime Özellikleri Var
  • Kelime Kökeni Var
  • Gelişmiş Filtre Var
  • Reklam Gösterimi Yok