اَلْفُوَاقُ [el-fuvâk] (غُرَابٌ [gurâb] vezninde) Bir adamı hıçkırık tutmak ma’nâsınadır, mi’deden rîh mütefevvik olur; yukâlu: فَاقَ الرَّجُلُ فُوَاقًا مِنَ الْبَابِ اْلأَوَّلِ إِذَا شَخَصَتِ الرِّيحُ مِنْ صَدْرِهِ Ve فُوَاقٌ [fuvâk] ve فُؤُوقٌ [fu’ûk] (قُعُودٌ [ku’ûd] vezninde) Bedenden cân çıkmak üzere olmak, 'alâ-kavlin ölmek yâhûd cân vermek ma’nâsınadır; yukâlu: فَاقَ بِنَفْسِهِ فُوَاقًا وَفُؤُوقًا إِذَا كَانَتْ عَلَى الْخُرُوجِ أَوْ مَاتَ أَوْ جَادَ لَهَا Ve nâkanın memesinde فِيقَةٌ [fîkat] birikmek ma’nâsınadır; yukâlu: فَاقَتِ النَّاقَةُ إِذَا اجْتَمَعَتِ الْفِيقَةُ فِي ضَرْعِهَا Ve فُوَاقٌ [fuvâk] Hıçkırık 'illetine denir, hâlet-i nez’de ba’zı muhtezire 'ârız olur. Ve sadrdan ya’nî mi’deden bî-ihtiyâr yukarı çıkan rîhe denir ki bu dahi hıçkırık olacaktır, evvelki ‘illettir, sânî ‘ârızadır, mi’de müte’ezzî olduğu nesneden kaçınıp münkabız olmasıyla mûzîyi def’ için münbasıt olmasından mürekkeb bir hâlettir, ba’zı ihtilâf mehmûz olan فُؤَاقٌ [fu’âk] mâddesinde beyân olundu; yukâlu: أَخَذَهُ الْفُوَاقُ وَهُوَ الَّذِي يَأْخُذُ الْمُحْتَضَرَ عِنْدَ النَّزْعِ وَالرِّيحِ الَّتِي تَشْخَصُ مِنَ الصَّدْرِ Mütercim der ki فُوَاقٌ [fuvâk] istîlâ eyledikte iki parmağıyla burnunu tutup soluğunu kabz eyleye, şöyle ki aksırmak kertesine vara, bi-iznihi ta’âlâ mündefi’ olur. İntehâ. Ve فُوَاقٌ [fuvâk] İki sağımın aralığı olan vakte denir. Meselâ nâkayı bir mikdâr sağdıktan sonra terk ederler, yavrusu bir mikdârca emip ondan sonra yine sağarlar. İşte bu iki sağımın mâ-beynine فُوَاقٌ [fuvâk] derler, bunda سَحَابٌ [sehâb] vezninde dahi câ’izdir. Ve 'inde’l-ba’z فُوَاقٌ [fuvâk] memeyi sağan kimsenin sağarken elini açıp yumduğunun mâ-beyni olan vaktten 'ibârettir; cem’iأَفْوِقَةٌ [efvikat] gelir, أَشْرِبَةٌ [eşribet] vezninde ve آفِقَةٌ [âfikat] gelir kalble ve bu آدُرٌ [âdur] kabîlindendir ki maklûbdur; yukâlu: مَا أَقَامَ عِنْدَهُ إِلَّا فُوَاقَ نَاقَةٍ أَيْ مَا بَيْنَ الْحَلْبَتَيْنِ مِنَ الْوَقْتِ أَوْ مَا بَيْنَ فَتْحِ يَدِ الْحَالِبِ وَقَبْضِهَا عَلَى الضَّرْعِ Ve endâmı selgi ve muztarib olan uzun adama denir, ke-mâ se-yuzkeru.
"فوق" kelimesini bütün sözlüklerde listele
"فوق" kelimesi için başka anlamlar ekle
"فوق" kelimesinin anlamını başka dillere çevirin
tr: fuvak
s. (pl. افواق) The notch in the butt of an arrow.
s. 1. The top, upper surface or point of a thing. 2. The space above a thing. 3. Superiority of quality; a superior grade as to position.
(a. i.) : üst, üst taraf, yukarı [maddî manevî], [müen. fevkiyye"]
- 10 Sözlük İçinde Arama
- 3 Kelime Günlük Sorgu
- 2 Hassas Arama Sonucu
- 2 Benzerlerde Arama Sonucu
- 2 Anlamlar İçerisinde bulma
- 2 Metinler İçerisinde bulma
- 500 Karakter Günlük Çeviri
- 2 Kelime Günlük Çözümle
- Kelime Özellikleri Yok
- Kelime Kökeni Yok
- Gelişmiş Filtre Yok
- Reklam Gösterimi
- 25 Sözlük İçinde Arama
- 5 Kelime Günlük Sorgu
- 4 Hassas Arama Sonucu
- 4 Benzerlerde Arama Sonucu
- 4 Anlamlar İçerisinde bulma
- 4 Metinler İçerisinde bulma
- 1000 Karakter Günlük Çeviri
- 3 Kelime Günlük Çözümle
- Kelime Özellikleri Var
- Kelime Kökeni Var
- Gelişmiş Filtre Var
- Reklam Gösterimi Yok
- 50 Sözlük İçinde Arama
- 250 Kelime Günlük Sorgu
- Sınırsız Arama
- Sınırsız Benzerlerde Arama
- Sınırsız İçerisinde bulma
- Sınırsız Metinlerde bulma
- 10000 Karakter Günlük Çeviri
- 100 Kelime Günlük Çözümle
- Kelime Özellikleri Var
- Kelime Kökeni Var
- Gelişmiş Filtre Var
- Reklam Gösterimi Yok