فرع
kelime https://kelime.com/arama/فرع
AR / GENEL ARAPÇA SÖZLÜĞÜ Komisyon. (t.y.).فرع.Genel Arapça Sözlüğü. https://kelime.com/kelime/%D9%81%D8%B1%D8%B9/63335472101dea5b8e0f4d23-63335a82d09b937502f867fa/tumu/tumu/tumu Komisyon."فرع." Genel Arapça Sözlüğü, t.y., kelime.com, https://kelime.com/kelime/%D9%81%D8%B1%D8%B9/63335472101dea5b8e0f4d23-63335a82d09b937502f867fa/tumu/tumu/tumu Komisyon."فرع." Genel Arapça Sözlüğü. İstanbul, t.y. Kelime.com. https://kelime.com/kelime/%D9%81%D8%B1%D8%B9/63335472101dea5b8e0f4d23-63335a82d09b937502f867fa/tumu/tumu/tumu

Şube, dal, branş. Az kullanılan anlamları ise şunlardır; ince dal, torun, kısım, sürgün, soyundan gelen kimse, bölüm, kol, yüksek, gövdeden çıkan dal, uzman birim, türemiş şey, grup, lokal, türev, uzun, üstün, temsilcilik, alt bölüm, elektrik besleme kablosu.

Diğer Diller

Çekim ve Türev
(Tüm) Diğer Madde Başlıklarında (10)
فرع (fer')
kelime https://kelime.com/arama/فرع
OS / KAMUSU’L-MUHİT-1814

اَلْفَرْعُ [el-fer’] (زَرْعٌ [zer’] vezninde) Her nesnenin yukarısına denir; yukâlu: فَرْعُ الدَّوْحَةِ ظِلُّهَا دَرْفُهَا أَيْ أَعْلاَهَا Ve bir cemâ’atin şerîf ve zî-şânına ıtlâk olunur; yukâlu: فُلاَنٌ فَرْعُ قَوْمِهِ أَيْ شَرِيفُهُمْ Ve müfîd ve nâmî olan mâl-ı hâzır u mahfûza ıtlâk olunur. Cevherî bunu fethateynle takyîd eylemekle vehm eyledi, niteki Şuvey’ir nâm şâ’irin işbu: “فَمَنْ وَاسْتَبْقَى وَلَمْ يَعْتَصِرْ ||مِنْ فَرْعِهِ مَالاً وَلَمْ يَكْسِرْ” beytinde râ’nın sükûnuyla müsebbettir. Ve فَرْعٌ [fer’] Tâm ve vâfir olan saça ıtlâk olunur; yukâlu: إِمْرَأَةٌ طَوِيلَةُ الْفَرْعِ وَهُوَ الشَّعْرُ التَّامُّ Ve ağaç budağının ucundan düzülmüş yaya denir; tekûlu: رَأَيْتُ فِي يَدِهِ فَرْعًا حَسَنًا وَهِيَ الْقَوْسُ الَّتِي عُمِلَتْ مِنْ طَرَفِ الْقَضِيبِ Ve ağacı yarılmayıp ya’nî bütün daldan düzülmüş yaya denir, ‘alâ-kavlin yay kısmının pek latîf ve güzîde ve bihterine denir; yukâlu: رَمَاهُ بِالْفَرْعِ أَيِ الْقَوْسِ الْغَيْرِ الْمَشْقُوقَةِ أَوْ هِيَ مِنْ خَيْرِ الْقِسِيِّ Burada غَيْر lafzına harf-i ta’rîf idhâl olunduğu bi’t-te’vîl mücîz olan kavla mebnîdir; ve yukâlu: قَوْسٌ فَرْعٌ وَفَرْعَةٌ بِالْوَصْفِ وَالتَّأْنِيثِ Ve فَرْعُ الْمَرْأَةِ [fer’u’l-mer’et] Hatunun saçından ‘ibârettir. Bu ma’nâ-yı sâbıktan e’ammdır. فَرْعٌ [fer’]in cem’i فُرُوعٌ [furû’] gelir. Ve فَرْعٌ [fer’] Dere akıntısına su akacak yere denir. Bunun cem’i فِرَاعٌ [firâ’]dır fâ’nın kesriyle. Ve فَرْعُ الْأُذُنِ [fer’u’l-uzun] Kulağın yukarısına ıtlâk olunur ki üst kemirtleği olacaktır; yukâlu: قَرَعَ فَرْعَ أُذُنِهِ أَيْ أَعْلاَهَا Mü’ellif وَمِنَ الْأُذُنِ فَرْعُهَا ‘ibâretiyle resm eylemekle hakk-ı ‘ibâre وَمِنَ الْأُذُنِ أَعْلاَهَا ‘unvânıyla olmaktır. Ve فَرْعٌ [fer’] Masdar olur, yükseğe çıkmak ma’nâsına; yukâlu: فَرَعَ الْجَبَلَ فَرْعًا مِنَ الْبَابِ الثَّالِثِ إِذَا صَعِدَ Ve aşağı inmek ma’nâsına olmakla zıdd olur; yukâlu: فرَعَ الْجَبَلَ إِذَا نَزَلَ Ve kızın kızlığını izâle eylemek ma’nâsınadır; yukâlu: فَرَعَ الْبِكْرَ إِذَا افْتَضَّهَا Ve bir kimsenin başına değnekle yâhûd kılıçla havâle olmak ma’nâsına müsta’meldir; yukâlu: فَرَعَ رَأْسَهُ بِالْعَصَا إِذَا عَلاَهُ بِهَا Ve فَرْعٌ [fer’] ve فُرُوعٌ [furû’] (قُعُودٌ [ku’ûd] vezninde) Sâ’irlere şeref ve şân yâ hüsn ü cemâl cihetiyle gâlib ve ser-efrâz olmak ma’nâsına müsta’meldir; yukâlu: فَرَعَ الْقَوْمَ فَرْعًا وَفُرُوعًا إِذَا عَلاَهُمْ بِالشَّرَفِ أَوْ بِالْجَمَالِ Ve atın başını uyanla silkip yürümekten alıkomak ma’nâsınadır; yukâlu: فَرَعَ الْفَرَسَ بِاللِّجَامِ إِذَا قَدَعَهُ وَكَبَحَهُ Ve nizâ’ üzere olan adamların aralığına girip def’-i nizâ’la ıslâh eylemek ma’nâsınadır; yukâlu: فَرَعَ بَيْنَ الْقَوْمِ إِذَا حَجَزَ وَكَفَّ وَأَصْلَحَ

kelime https://kelime.com/arama/فرع
AR / GENEL ARAPÇA SÖZLÜĞÜ

Yenmek, üstün gelmek.

فرع (fera')
kelime https://kelime.com/arama/فرع
OS / KAMUSU’L-MUHİT-1814

اَلْفَرَعُ [el-fera’] (fethateynle) Nâkanın yâhûd koyunun ve keçinin en evvel doğurduğu yavrusuna denir; Câhiliyye’de onu sanemlerine kurbân ederler idi; ve minhu’l-hadîsu: “لاَ فَرَعَ وَلاَ عَتِيرَةَ” Ve ba’zılar ‘indinde Câhiliyye’den birinin devesi yüz mihâra bâlig oldukta bir genç ve a’lâ devesini sanemine kurbân ederler idi; فَرَعٌ [fera’] dedikleri o kurbân eyledikleri devedir. Mukaddemâ ehl-i İslâm dahi o minvâl üzere birini zebh eder olup ba’dehu nesh ve nehy sâdır olmakla ferâgat eylediler. Müfredi فَرَعَةٌ [fere’at] ve cem’i فُرُعٌ [furu’]dur zammeteynle. Ve فَرَعٌ [fera’] Bölmeğe denir; yukâlu: تَرَاضَوْا بِالْفَرَعِ أَيْ بِالْقِسْمِ Ve Basra ile Kûfe beyninde bir mevzi’ ismidir. Ve أَفْرَعُ [efra’] lafzından masdar olur, başın saçı tâm ve vâfir olmak ma’nâsına; yukâlu: فَرِعَ الرَّجُلُ فَرَعًا مِنَ الْبَابِ الرَّابِعِ إِذَا كَانَ أَفْرَعَ أَيْ تَامَّ الشَّعْرِ Ve فَرَعٌ [fera’] Kehleye denir; râ’nın sükûnuyla da câ’izdir. Müfredi فَرَعَةٌ [fere’at]tır, قَمْلَةٌ [kamlet] gibi; râ’nın sükûnuyla da lügattır; yukâlu: فِي قَمِيصِهِ فَرَعٌ كَثِيرٌ أَيْ قَمْلٌ Ve فَرَعٌ [fera’] Kırba ve tulum tâm ve kebîr olmamakla büyütüp karâr üzere kılmak için sonradan ziyâde kılınmış yamaya denir.

Tüm Tüm Çekim ve Benzerlerde Arama (-)

Daha fazla sonuç göster
Tüm Tüm Madde Anlamlarında Arama (-)

Daha fazla sonuç göster
MİSAFİR KULLANICI
  • 10 Sözlük İçinde Arama
  • 3 Kelime Günlük Sorgu
  • 2 Hassas Arama Sonucu
  • 2 Benzerlerde Arama Sonucu
  • 2 Anlamlar İçerisinde bulma
  • 2 Metinler İçerisinde bulma
  • 500 Karakter Günlük Çeviri
  • 2 Kelime Günlük Çözümle
  • Kelime Özellikleri Yok
  • Kelime Kökeni Yok
  • Gelişmiş Filtre Yok
  • Reklam Gösterimi
ÜCRETSİZ KAYDOL
  • 25 Sözlük İçinde Arama
  • 5 Kelime Günlük Sorgu
  • 4 Hassas Arama Sonucu
  • 4 Benzerlerde Arama Sonucu
  • 4 Anlamlar İçerisinde bulma
  • 4 Metinler İçerisinde bulma
  • 1000 Karakter Günlük Çeviri
  • 3 Kelime Günlük Çözümle
  • Kelime Özellikleri Var
  • Kelime Kökeni Var
  • Gelişmiş Filtre Var
  • Reklam Gösterimi Yok
ABONE KURUMLAR
  • 50 Sözlük İçinde Arama
  • 250 Kelime Günlük Sorgu
  • Sınırsız Arama
  • Sınırsız Benzerlerde Arama
  • Sınırsız İçerisinde bulma
  • Sınırsız Metinlerde bulma
  • 10000 Karakter Günlük Çeviri
  • 100 Kelime Günlük Çözümle
  • Kelime Özellikleri Var
  • Kelime Kökeni Var
  • Gelişmiş Filtre Var
  • Reklam Gösterimi Yok