فرع (fer‘)
kelime https://kelime.com/arama/فرع
OS / REDHOUSE TURKISH AND ENGLISH LEXICON-1890 Redhouse, J. W. (1890).فرع.Redhouse Turkish And English Lexicon. https://kelime.com/kelime/%D9%81%D8%B1%D8%B9/63335472101dea5b8e0f4d23-000000000000000000000000/os/tumu/red Redhouse, J. M."فرع." Redhouse Turkish And English Lexicon, 1890, kelime.com, https://kelime.com/kelime/%D9%81%D8%B1%D8%B9/63335472101dea5b8e0f4d23-000000000000000000000000/os/tumu/red Redhouse, J. W."فرع." Redhouse Turkish And English Lexicon, İstanbul, 1890. Kelime.com. https://kelime.com/kelime/%D9%81%D8%B1%D8%B9/63335472101dea5b8e0f4d23-000000000000000000000000/os/tumu/red

s. (pl. فروع) 1. A projecting summit. 2. A branch, a bough. 3. A ramification; a subdivision of a subject. 4. A man of eminence. 5. A woman’s head of hair.

Diğer Diller

tr: fer‘

Çekim ve Türev
(Osmanlıca) Diğer Madde Başlıklarında (9)
فرع (fer')
kelime https://kelime.com/arama/فرع
OS / KAMUSU’L-MUHİT-1814

اَلْفَرْعُ [el-fer’] (زَرْعٌ [zer’] vezninde) Her nesnenin yukarısına denir; yukâlu: فَرْعُ الدَّوْحَةِ ظِلُّهَا دَرْفُهَا أَيْ أَعْلاَهَا Ve bir cemâ’atin şerîf ve zî-şânına ıtlâk olunur; yukâlu: فُلاَنٌ فَرْعُ قَوْمِهِ أَيْ شَرِيفُهُمْ Ve müfîd ve nâmî olan mâl-ı hâzır u mahfûza ıtlâk olunur. Cevherî bunu fethateynle takyîd eylemekle vehm eyledi, niteki Şuvey’ir nâm şâ’irin işbu: “فَمَنْ وَاسْتَبْقَى وَلَمْ يَعْتَصِرْ ||مِنْ فَرْعِهِ مَالاً وَلَمْ يَكْسِرْ” beytinde râ’nın sükûnuyla müsebbettir. Ve فَرْعٌ [fer’] Tâm ve vâfir olan saça ıtlâk olunur; yukâlu: إِمْرَأَةٌ طَوِيلَةُ الْفَرْعِ وَهُوَ الشَّعْرُ التَّامُّ Ve ağaç budağının ucundan düzülmüş yaya denir; tekûlu: رَأَيْتُ فِي يَدِهِ فَرْعًا حَسَنًا وَهِيَ الْقَوْسُ الَّتِي عُمِلَتْ مِنْ طَرَفِ الْقَضِيبِ Ve ağacı yarılmayıp ya’nî bütün daldan düzülmüş yaya denir, ‘alâ-kavlin yay kısmının pek latîf ve güzîde ve bihterine denir; yukâlu: رَمَاهُ بِالْفَرْعِ أَيِ الْقَوْسِ الْغَيْرِ الْمَشْقُوقَةِ أَوْ هِيَ مِنْ خَيْرِ الْقِسِيِّ Burada غَيْر lafzına harf-i ta’rîf idhâl olunduğu bi’t-te’vîl mücîz olan kavla mebnîdir; ve yukâlu: قَوْسٌ فَرْعٌ وَفَرْعَةٌ بِالْوَصْفِ وَالتَّأْنِيثِ Ve فَرْعُ الْمَرْأَةِ [fer’u’l-mer’et] Hatunun saçından ‘ibârettir. Bu ma’nâ-yı sâbıktan e’ammdır. فَرْعٌ [fer’]in cem’i فُرُوعٌ [furû’] gelir. Ve فَرْعٌ [fer’] Dere akıntısına su akacak yere denir. Bunun cem’i فِرَاعٌ [firâ’]dır fâ’nın kesriyle. Ve فَرْعُ الْأُذُنِ [fer’u’l-uzun] Kulağın yukarısına ıtlâk olunur ki üst kemirtleği olacaktır; yukâlu: قَرَعَ فَرْعَ أُذُنِهِ أَيْ أَعْلاَهَا Mü’ellif وَمِنَ الْأُذُنِ فَرْعُهَا ‘ibâretiyle resm eylemekle hakk-ı ‘ibâre وَمِنَ الْأُذُنِ أَعْلاَهَا ‘unvânıyla olmaktır. Ve فَرْعٌ [fer’] Masdar olur, yükseğe çıkmak ma’nâsına; yukâlu: فَرَعَ الْجَبَلَ فَرْعًا مِنَ الْبَابِ الثَّالِثِ إِذَا صَعِدَ Ve aşağı inmek ma’nâsına olmakla zıdd olur; yukâlu: فرَعَ الْجَبَلَ إِذَا نَزَلَ Ve kızın kızlığını izâle eylemek ma’nâsınadır; yukâlu: فَرَعَ الْبِكْرَ إِذَا افْتَضَّهَا Ve bir kimsenin başına değnekle yâhûd kılıçla havâle olmak ma’nâsına müsta’meldir; yukâlu: فَرَعَ رَأْسَهُ بِالْعَصَا إِذَا عَلاَهُ بِهَا Ve فَرْعٌ [fer’] ve فُرُوعٌ [furû’] (قُعُودٌ [ku’ûd] vezninde) Sâ’irlere şeref ve şân yâ hüsn ü cemâl cihetiyle gâlib ve ser-efrâz olmak ma’nâsına müsta’meldir; yukâlu: فَرَعَ الْقَوْمَ فَرْعًا وَفُرُوعًا إِذَا عَلاَهُمْ بِالشَّرَفِ أَوْ بِالْجَمَالِ Ve atın başını uyanla silkip yürümekten alıkomak ma’nâsınadır; yukâlu: فَرَعَ الْفَرَسَ بِاللِّجَامِ إِذَا قَدَعَهُ وَكَبَحَهُ Ve nizâ’ üzere olan adamların aralığına girip def’-i nizâ’la ıslâh eylemek ma’nâsınadır; yukâlu: فَرَعَ بَيْنَ الْقَوْمِ إِذَا حَجَزَ وَكَفَّ وَأَصْلَحَ

فرع (fera')
kelime https://kelime.com/arama/فرع
OS / KAMUSU’L-MUHİT-1814

اَلْفَرَعُ [el-fera’] (fethateynle) Nâkanın yâhûd koyunun ve keçinin en evvel doğurduğu yavrusuna denir; Câhiliyye’de onu sanemlerine kurbân ederler idi; ve minhu’l-hadîsu: “لاَ فَرَعَ وَلاَ عَتِيرَةَ” Ve ba’zılar ‘indinde Câhiliyye’den birinin devesi yüz mihâra bâlig oldukta bir genç ve a’lâ devesini sanemine kurbân ederler idi; فَرَعٌ [fera’] dedikleri o kurbân eyledikleri devedir. Mukaddemâ ehl-i İslâm dahi o minvâl üzere birini zebh eder olup ba’dehu nesh ve nehy sâdır olmakla ferâgat eylediler. Müfredi فَرَعَةٌ [fere’at] ve cem’i فُرُعٌ [furu’]dur zammeteynle. Ve فَرَعٌ [fera’] Bölmeğe denir; yukâlu: تَرَاضَوْا بِالْفَرَعِ أَيْ بِالْقِسْمِ Ve Basra ile Kûfe beyninde bir mevzi’ ismidir. Ve أَفْرَعُ [efra’] lafzından masdar olur, başın saçı tâm ve vâfir olmak ma’nâsına; yukâlu: فَرِعَ الرَّجُلُ فَرَعًا مِنَ الْبَابِ الرَّابِعِ إِذَا كَانَ أَفْرَعَ أَيْ تَامَّ الشَّعْرِ Ve فَرَعٌ [fera’] Kehleye denir; râ’nın sükûnuyla da câ’izdir. Müfredi فَرَعَةٌ [fere’at]tır, قَمْلَةٌ [kamlet] gibi; râ’nın sükûnuyla da lügattır; yukâlu: فِي قَمِيصِهِ فَرَعٌ كَثِيرٌ أَيْ قَمْلٌ Ve فَرَعٌ [fera’] Kırba ve tulum tâm ve kebîr olmamakla büyütüp karâr üzere kılmak için sonradan ziyâde kılınmış yamaya denir.

Osmanlıca Tüm Çekim ve Benzerlerde Arama (-)

Daha fazla sonuç göster
Osmanlıca Tüm Madde Anlamlarında Arama (-)

Daha fazla sonuç göster
MİSAFİR KULLANICI
  • 10 Sözlük İçinde Arama
  • 3 Kelime Günlük Sorgu
  • 2 Hassas Arama Sonucu
  • 2 Benzerlerde Arama Sonucu
  • 2 Anlamlar İçerisinde bulma
  • 2 Metinler İçerisinde bulma
  • 500 Karakter Günlük Çeviri
  • 2 Kelime Günlük Çözümle
  • Kelime Özellikleri Yok
  • Kelime Kökeni Yok
  • Gelişmiş Filtre Yok
  • Reklam Gösterimi
ÜCRETSİZ KAYDOL
  • 25 Sözlük İçinde Arama
  • 5 Kelime Günlük Sorgu
  • 4 Hassas Arama Sonucu
  • 4 Benzerlerde Arama Sonucu
  • 4 Anlamlar İçerisinde bulma
  • 4 Metinler İçerisinde bulma
  • 1000 Karakter Günlük Çeviri
  • 3 Kelime Günlük Çözümle
  • Kelime Özellikleri Var
  • Kelime Kökeni Var
  • Gelişmiş Filtre Var
  • Reklam Gösterimi Yok
ABONE KURUMLAR
  • 50 Sözlük İçinde Arama
  • 250 Kelime Günlük Sorgu
  • Sınırsız Arama
  • Sınırsız Benzerlerde Arama
  • Sınırsız İçerisinde bulma
  • Sınırsız Metinlerde bulma
  • 10000 Karakter Günlük Çeviri
  • 100 Kelime Günlük Çözümle
  • Kelime Özellikleri Var
  • Kelime Kökeni Var
  • Gelişmiş Filtre Var
  • Reklam Gösterimi Yok