fl. 1. İçeriden dışarıya varmak, huruç etmek: evden çıktı, at ahırdan çıkacaktır. 2. Yükselmek, yukarı kalkmak, suûd etmek: evin üst katına çıktı; merdivenden çıkıyordu. 3. Meydana gelmek, bürûz ve zuhûr etmek, görünmek: bize çıkmadı. 4. Tulû‘ etmek, doğmak: güneş, ay çıktı. 5. Verilmek, i‘tâ olunmak: maaş, ihsan, atiyye çıktı. 6. Hitâm bulmak, geçmek, mürûr etmek: mart çıkıp nisan girdi; çıkan ay. 7. Şâyî olmak, duyulmak, intişâr etmek: bir lakırdı, bir havâdis çıktı. 8. Neşrolunmak, mevkiʻ-i intişâra konmak: bir kitap, bir gazete çıktı; filân gazete sabahları çıkar. 9. İcat ve ihtirâʻ olunmak: yeni bir usûl çıktı; pek sühûletli bir makine çıktı. 10. Birinin veya bir heyetin huzûruna varmak: Nâzır Paşa’ya çıktım; mahkemeye çıktı. 11. Ref‘ ve nez‘ olunmak, selb olunmak: fes baştan, çizme ayaktan çıkar; bu esvâb kolay çıkmaz; bu yüzük parmağımdan çıkar. 12. İstihsâl olunmak, zübdesi alınmak: çiçekten su, sütten yağ çıkar. 13. Netice alınmak, istintâc, istinbât olunmak: bundan ne çıkar? Böyle sözlerden bir şey çıkmaz. 14. Artmak, yükselmek, terakkî etmek: zahîrenin fiyatı çıktı. 15. Bahalanmak, bahası artmak: muhârebe sebebiyle İngiliz emtiası çıktı; pamuk çok çıktı. 16. Mal olmak, şu kadar akçe ile vücuda gelmek: bu, o kaça çıktı; şu kumaştan bir kat esvâb kaça çıkar? 17. Tahakkuk etmek, doğru olduğu tebeyyün eylemek: benim sözüm çıktı; o adamın dediği çıkacaktır. 18. Zuhûr etmek, görünmek, ne olduğu anlaşılmak: aldıkları gelin nasıl çıktı; gelen atlar iyi çıkmadı; o iş umduğumuz gibi çıkmadı. 19. Başa çıkmak, muvaffâkiyeti müntîc olmak: sendikaların tuttukları yol çıkmaz; o çıkar iş değildir. 20. Kifâyet etmek, yetişmek, kâfî olmak: bir esvâb beş arşın kumaştan çıkar mı? Bu kazmirden bir pantolon çıkmaz. 21. Müntehâ olmak, varmak, nihâyet bulmak: bu yol nereye çıkar? 22. Kör olmak, patlamak, akmak, sakatlanmak: gözü çıktı: gözlerim çıksın! [yemin] 23. (uzuv) yerinden oynamak, (kemik) mafsaldan ayrılmak: kolu çıkmış, 24. Sâdır olmak: emir çıktı. 25. Bitmek, nâbit olmak: ekinler yeni çıkmaya başladı: bıyığı yeni çıkıyor. 26. (renk, boya) zâil olmak, solmak: bu boya çıkar mı? Bu kumaşın rengi çıkar.
"چقمق" kelimesini bütün sözlüklerde listele
"چقمق" kelimesi için başka anlamlar ekle
"چقمق" kelimesinin anlamını başka dillere çevirin
tr: çıkmak
s. See چاقماق .
v. t. & i. See چاقمق .
v. i. See چیقمق .
- 10 Sözlük İçinde Arama
- 3 Kelime Günlük Sorgu
- 2 Hassas Arama Sonucu
- 2 Benzerlerde Arama Sonucu
- 2 Anlamlar İçerisinde bulma
- 2 Metinler İçerisinde bulma
- 500 Karakter Günlük Çeviri
- 2 Kelime Günlük Çözümle
- Kelime Özellikleri Yok
- Kelime Kökeni Yok
- Gelişmiş Filtre Yok
- Reklam Gösterimi
- 25 Sözlük İçinde Arama
- 5 Kelime Günlük Sorgu
- 4 Hassas Arama Sonucu
- 4 Benzerlerde Arama Sonucu
- 4 Anlamlar İçerisinde bulma
- 4 Metinler İçerisinde bulma
- 1000 Karakter Günlük Çeviri
- 3 Kelime Günlük Çözümle
- Kelime Özellikleri Var
- Kelime Kökeni Var
- Gelişmiş Filtre Var
- Reklam Gösterimi Yok
- 50 Sözlük İçinde Arama
- 250 Kelime Günlük Sorgu
- Sınırsız Arama
- Sınırsız Benzerlerde Arama
- Sınırsız İçerisinde bulma
- Sınırsız Metinlerde bulma
- 10000 Karakter Günlük Çeviri
- 100 Kelime Günlük Çözümle
- Kelime Özellikleri Var
- Kelime Kökeni Var
- Gelişmiş Filtre Var
- Reklam Gösterimi Yok