عرفان (iriffân)
kelime https://kelime.com/arama/عرفان
OS / KAMUSU’L-MUHİT-1814 Firuzabadi (1814).عرفان.Ahmed Asım (çev.),Kamusu’l-Muhit. https://kelime.com/kelime/%D8%B9%D8%B1%D9%81%D8%A7%D9%86/63335483101dea5b8e0fb3a4-63335d1707ef266044b389ef/os/tumu/tumu Firuzabadi."عرفان." Kamusu’l-Muhit, çev. Ahmed Asım,1814, kelime.com, https://kelime.com/kelime/%D8%B9%D8%B1%D9%81%D8%A7%D9%86/63335483101dea5b8e0fb3a4-63335d1707ef266044b389ef/os/tumu/tumu Firuzabadi."عرفان." Kamusu’l-Muhit, çev. Ahmed Asım,İstanbul, 1814. Kelime.com. https://kelime.com/kelime/%D8%B9%D8%B1%D9%81%D8%A7%D9%86/63335483101dea5b8e0fb3a4-63335d1707ef266044b389ef/os/tumu/tumu

عُرُفَّانُ ['uruffân] (zammeteynle ve fâ’nın teşdîdiyle) ve عِرِفَّانُ ['irrifân] (kesreteynle عِفِتَّانٌ ['iffitân] vezninde) Bir gûne ocak çekirgesi ismidir ki asl çekirgeye şebîh olur, ancak Rimse ve 'Unzuvâne’de olur. 'Alâ-kavlin bir küçük böcek ismidir ki ‘Âlic ve Dehnâ’ kumluklarında olur. Ve عُرُفَّانُ ['Uruffân] ('ayn’ın zammıyla) Bir dağın ismidir. Ve عِرِفَّانُ ['iriffân] ('ayn’ın kesriyle) Râ’î-i şâ’irin refîki ismidir ki onun hakkında işbu şi’ri inşâd eyledi: “كَفَانِي عِرِّفَانُ الْكَرَى وَكَفَيْتُهُ || كُلُوءَ النُّجُومِ وَالنُّعَاسُ مُعَانِقُهْ || فَبَاتَ يُرِيه ِعِرْسَهُ وَبَنَاتِهِ || وَبِتُّ أُرِيهِ النَّجْمَ أَيْن مَخَافِقُهْ” Ve عِرِفَّانٌ ['iriffân] Bir şey’in ism ve resmiyle beyân ve ona delâlet eden adama denir; 'ayn’ın zammıyla da câ’izdir; yukâlu: هُوَ عِرِفَّانٌ أَيْ مُعْتَرِفٌ بِالشَّيْءِ دَالٌّ عَلَيْهِ

Diğer Diller

tr: iriffân

Çekim ve Türev
(Osmanlıca) Diğer Madde Başlıklarında (9)
عرفان ('irfân)
kelime https://kelime.com/arama/عرفان
OS / KAMUSU’L-MUHİT-1814

اَلْمَعْرِفَةُ [el-ma’rifet] (mîm’in fethi ve râ’nın kesriyle) ve اَلْعِرْفَانُ [el-'irfân] ve اَلْعِرْفَةُ [el-'irfet] ('ayn’ların kesriyle) ve اَلْعِرِّفَانُ [el-'irrifân] (kesreteynle ve fâ’nın teşdîdiyle) Bilmek ma’nâsınadır; yukâlu: عَرَفَهُ مَعْرِفَةً وَعِرْفَانًا وَعِرْفَةً وَعِرِّفَانًا مِنَ الْبَابِ الثَّانِي إِذَا عَلِمَهُ Mü’ellifin Basâ’ir’de beyânına göre عِلْمٌ ['ilm] ve مَعْرِفَةٌ [ma’rifet] beyninde fark vardır, zîrâ مَعْرِفَةٌ [ma’rifet] bir şey’i tefekkür ve eserini tedebbür ile bilmekten 'ibâret olmakla عِلْمٌ ['ilm]in mefhûmundan ahass olur. Bunun mukâbili إِنْكَارٌ [inkâr] ve عِلْمٌ ['ilm]in mukâbili جَهْلٌ [cehl]dir. Ve عِلْمٌ ['ilm] vech-i küllî ile bilmek ve مَعْرِفَةٌ [ma’rifet] vech-i cüz’î ile bilmek ma’nâsınadır. Bu cihetten Hak ta’âlâya مَعْرِفَةٌ [ma’rifet] isnâd olunmaz, kezâlik Hak ta’âlâya عِلْمٌ ['ilm] ta’diye olunmaz. İntehâ. Ve مَعْرِفَةٌ [ma’rifet] ve عِرْفَانٌ ['irfân] İkrâr eylemek ma’nâsına müsta’meldir, إِعْتِرَافٌ [i’tirâf] gibi; yukâlu: عَرَفَ بِذَنْبِهِ وَعَرَفَ لَهُ إِذَا أَقَرَّ Ve mücâzât eylemek ma’nâsına müsta’meldir; yukâlu: عَرَفَ فُلاَنًا إِذَا جَازَاهُ Ve kare’e el-Kisâ’î kavlehu ta’âlâ: “وَإِذْ أَسَرَّ النَّبِيُّ إِلَى بَعْضِ أَزْوَاجِهِ حَدِيثًا فَلَمَّا نَبَّأَتْ بِهِ وَأَظْهَرَهُ اللهُ عَلَيْهِ عَرَفَ بَعْضَهُ” الآيَة مُخَفَّفَةً أَيْ جَازَى حَفْصَةَ بِبَعْضِ مَا فَعَلْتْ أَوْ مَعْنَاهُ أَقَرَّ بِبَعْضِهِ وَأَعْرَضَ عَنْ بَعْضٍ Ve minhu kavluhum: أَنَا أَعْرِفُ لِلْمُحْسِنِ وَالْمُسِيءِ أَيْ لاَ يَخْفَى عَلَيَّ ذَلِكَ وَلاَ مُقَابَلَتُهُ بِمَا يُوَافِقُهُ

عرفان ('irrifân)
kelime https://kelime.com/arama/عرفان
OS / KAMUSU’L-MUHİT-1814

اَلْمَعْرِفَةُ [el-ma’rifet] (mîm’in fethi ve râ’nın kesriyle) ve اَلْعِرْفَانُ [el-'irfân] ve اَلْعِرْفَةُ [el-'irfet] ('ayn’ların kesriyle) ve اَلْعِرِّفَانُ [el-'irrifân] (kesreteynle ve fâ’nın teşdîdiyle) Bilmek ma’nâsınadır; yukâlu: عَرَفَهُ مَعْرِفَةً وَعِرْفَانًا وَعِرْفَةً وَعِرِّفَانًا مِنَ الْبَابِ الثَّانِي إِذَا عَلِمَهُ Mü’ellifin Basâ’ir’de beyânına göre عِلْمٌ ['ilm] ve مَعْرِفَةٌ [ma’rifet] beyninde fark vardır, zîrâ مَعْرِفَةٌ [ma’rifet] bir şey’i tefekkür ve eserini tedebbür ile bilmekten 'ibâret olmakla عِلْمٌ ['ilm]in mefhûmundan ahass olur. Bunun mukâbili إِنْكَارٌ [inkâr] ve عِلْمٌ ['ilm]in mukâbili جَهْلٌ [cehl]dir. Ve عِلْمٌ ['ilm] vech-i küllî ile bilmek ve مَعْرِفَةٌ [ma’rifet] vech-i cüz’î ile bilmek ma’nâsınadır. Bu cihetten Hak ta’âlâya مَعْرِفَةٌ [ma’rifet] isnâd olunmaz, kezâlik Hak ta’âlâya عِلْمٌ ['ilm] ta’diye olunmaz. İntehâ. Ve مَعْرِفَةٌ [ma’rifet] ve عِرْفَانٌ ['irfân] İkrâr eylemek ma’nâsına müsta’meldir, إِعْتِرَافٌ [i’tirâf] gibi; yukâlu: عَرَفَ بِذَنْبِهِ وَعَرَفَ لَهُ إِذَا أَقَرَّ Ve mücâzât eylemek ma’nâsına müsta’meldir; yukâlu: عَرَفَ فُلاَنًا إِذَا جَازَاهُ Ve kare’e el-Kisâ’î kavlehu ta’âlâ: “وَإِذْ أَسَرَّ النَّبِيُّ إِلَى بَعْضِ أَزْوَاجِهِ حَدِيثًا فَلَمَّا نَبَّأَتْ بِهِ وَأَظْهَرَهُ اللهُ عَلَيْهِ عَرَفَ بَعْضَهُ” الآيَة مُخَفَّفَةً أَيْ جَازَى حَفْصَةَ بِبَعْضِ مَا فَعَلْتْ أَوْ مَعْنَاهُ أَقَرَّ بِبَعْضِهِ وَأَعْرَضَ عَنْ بَعْضٍ Ve minhu kavluhum: أَنَا أَعْرِفُ لِلْمُحْسِنِ وَالْمُسِيءِ أَيْ لاَ يَخْفَى عَلَيَّ ذَلِكَ وَلاَ مُقَابَلَتُهُ بِمَا يُوَافِقُهُ

Osmanlıca Tüm Çekim ve Benzerlerde Arama (-)

Daha fazla sonuç göster
Osmanlıca Tüm Madde Anlamlarında Arama (-)

Daha fazla sonuç göster
MİSAFİR KULLANICI
  • 10 Sözlük İçinde Arama
  • 3 Kelime Günlük Sorgu
  • 2 Hassas Arama Sonucu
  • 2 Benzerlerde Arama Sonucu
  • 2 Anlamlar İçerisinde bulma
  • 2 Metinler İçerisinde bulma
  • 500 Karakter Günlük Çeviri
  • 2 Kelime Günlük Çözümle
  • Kelime Özellikleri Yok
  • Kelime Kökeni Yok
  • Gelişmiş Filtre Yok
  • Reklam Gösterimi
ÜCRETSİZ KAYDOL
  • 25 Sözlük İçinde Arama
  • 5 Kelime Günlük Sorgu
  • 4 Hassas Arama Sonucu
  • 4 Benzerlerde Arama Sonucu
  • 4 Anlamlar İçerisinde bulma
  • 4 Metinler İçerisinde bulma
  • 1000 Karakter Günlük Çeviri
  • 3 Kelime Günlük Çözümle
  • Kelime Özellikleri Var
  • Kelime Kökeni Var
  • Gelişmiş Filtre Var
  • Reklam Gösterimi Yok
ABONE KURUMLAR
  • 50 Sözlük İçinde Arama
  • 250 Kelime Günlük Sorgu
  • Sınırsız Arama
  • Sınırsız Benzerlerde Arama
  • Sınırsız İçerisinde bulma
  • Sınırsız Metinlerde bulma
  • 10000 Karakter Günlük Çeviri
  • 100 Kelime Günlük Çözümle
  • Kelime Özellikleri Var
  • Kelime Kökeni Var
  • Gelişmiş Filtre Var
  • Reklam Gösterimi Yok